Googlede Ara.

Özel Arama





Haberler_______________. __
  • Spor
  • Ekonomi

  • Teknoloji____________._____
  • Programlar
  • Msn
  • Msn avatar

  • English___________________
  • news
  • PhotoShop
  • BBC News
  • Word

  • Sizden Gelenler_______.____
  • Şiirleriniz
  • Yazılarınız
  • El Emekleriniz
  • Yemek Tarifleriniz
  • Ahmet Zengin
  • En Çok Okunanlar _________
    » Gidiyorum.
    » Hakan Altun - Gönül Yarası
    » makarna çorbası
    » tel şehriyeli, nohutlu, yoğurtlu çorba
    » Ayran çorbası
    » Kalem Ajans Dunya Basınında
    » Makyaj Örnekleri
    » Zenit yönetimi Tekke'den rahatsız
    » internet explorer, firefox, opera, apple, msn, saf ...
    » Internet Explorer 8 RC 1(Vista Sürümü)
    » şairliğim
    » 14 Aralık 2009 Pazartesi Haber Türk 12 :00 Haber B ...
    » islami nick
    » Muş'ta tutuklanan esnaftan çıkan silahlar
    » Murat Serkan Yaman
    » Abdülhay
    » Bilgisayar okuryazarlığı artmalı
    » Aşırı kiloya kelepçeli çözüm
    » pirinçli çorba
    » Otlu Ekmek Hamuru Kızartması
    » Fışkırırcasına Hikmet
    » Seviyorum Uleynnnnnnnnnn
    » Belirli Zamanlara Özgü Yiyecek-İçecekler
    » ABD'den İran'a nükleer uyarı
    » Karides Şiş

    Son eklenenler
    » Ayran çorbası
    » makarna çorbası
    » tel şehriyeli, nohutlu, yoğurtlu çorba
    » Hakan Altun - Gönül Yarası
    » Gidiyorum.
    » Ayazda iki yürek
    » Körebeyim ..Suçüstü yumdum Gözümü..
    » Bak Yine Seni dusunuyorum .!
    » Süper İmzalar
    » Karamsar AvatarLar..
    » Süper Lig\'de kim kimi aldı?
    » Derinliklerdeki Cennet / Port Sudan Kıyıları
    » Drita Hotel - Alanya
    » Club Mermaid Village - Antalya
    » Corinthia Excelsior Hotel - Side
    » Bebeğiniz ne zaman uyumak ister?
    » Hamileler için kahve uyarısı
    » Bebeğinizi büyütürken...
    » Bebeğinizin gözlerine bakın
    » Eviniz çocuklar için emniyetli mi?


    Etiket: ahmet ugur, bursa, dle, durumda, durumlarda, elmalar, erkek, gideceğim, gidiyorum, görülen, hangi çiçek yağı geçleştirir, ideal kilo, ilişkide, insanlar, isaac newton, kadının, kendini, komedi, komik resimler, komik çocuk resmi, komik çocuklar, konya ahmet ugur, kızlık, mechul, mikrafon kulağında, nar çiçeği nedir, nar çiçeği yağı, nasıl zayıflarım, neden obez olurum, newton ilkesi, obeziteler, olması, quotilk, sahib, softnull, yağ eritmek, yeni komik resim, zayıflamak, zayıflamak istiyorum, çiçekler gençt tutar

    Tüm etiketler

    Link Değişim

     Sağlıklı Yasam » Psikoloji  16-12-2009, 10:11

    Korku ve kaygı zaman zaman birbirine karıştırılan iki kavramdır. Bunların dışında bir de fobiler vardır. Korku; dışardan gelen tehlikeye karşı duyduğumuz Duygu (Hissiyat)sal tepkidir. Fobi de bir çeşit korkudur. Normalde korkulmayacak belli durum ve nesNelllere karşı ortaya çıkan korkuya fobi diyoruz. Aslında korkumuzun olay ya da nesneyle orantılı olmadığını biliriz. Anlamsızlığına gereksizliğine de inanırız. Ama korkumuzla başedemez ve korktuğumuz durumla karşılaşınca karşılaşma olasılığı olunca uzaklaşmaya çalışırız.

    Fobilerin Latince isimleri kullanıldığı zaman biraz daha anlaşılmaz ama sanki biraz daha önemli görülmektedir. Hatta bu isimler bilmecelerin ve bilgi yarışmalarının değişmez sorularındandır. Agorafobi sosyal fobi ve özgül fobiler olarak sınıflanabilirler. Bir bAşka açıdan baktığınızda korkuyu oluşturan nesNellleri temel aldığınızda ise nesNelllere duruma ve işlevlere karşı olan fobiler şeklinde sıralanabilirler. NesNelllere karşı olanların en tanınmışı köpek fobisidir. Duruma bağlı fobilerde ise yükseklik korkusu aynı tanınmışlık düzeyine ulaşır.

    ÜÇ ÇEŞİT FOBİ VAR
    * Agorafobi: Panik atağı ya da panik bennzeri semptomların ortaya çıkacağı korkusuyla bazı yerlerde ve durumlarda bulunmaktan kaçınmadır. Evde yalnız kalma kalabalık bir ortama çıkma köprüde otobüste trende olma gibi durumlardan kaçınılır.

    * Sosyal fobi: Kısaca Gözönünde olma yeni insanlarla tanışma utanılacak duruma düşmek gibi durumları içerir. Sosyal fobi daha önce ayrıntılarıyla bu köşede ele alınmıştır.

    * Özgül fobiler: Özgül bir nesne ya da durumdan korkmaktır. Bu durumun varlığı kadar olabilme olasılığını beklemek de aşırı anlamsız belirgin ve Sürekli bir korkuya dönebilir. Bu durumlarla karşılaşma ani başlayan bir kaygıya neden olur ki bu durum bazen panik atağı şeklini alabilir. Erişkinler bu korkunun anlamsız olduğunu bilirkenn çocuklar bu şekilde düşşünmeyebilirler. En sık yapılan şey kaygı yaratacak bu durumdan kaçınmaya çalışmaktır. Kaçınamadığı zamanlarda buna katlanmak zorunda kalır.

    NESNE YA DA OLAY
    Fobi duyulan şey bir nesne olabileceği gibi bir olay da olabilir. En tipik olan hayvanlara karşı duyulan fobilerdir. Hayvanlara duyulan fobiler genellikle çocuklukta başlar. Duruma bağlı olanlar ise fırtına deprem gibi doğal olaylar olabileceği gibi uçağa binmek iğne yapılması gibi olaylar da olabilir. Kan görme iğne yapılmasından korkma gibi fobiler genellikle aileseldir. Uçağa otobüse binememe köprüden geçememe araba kullanma kapalı yerde kalma gibi fobiler çocukluk ve gençlik dönemlerinde daha sık görülür. Bazen çocuklara özgü fobiler olabilir. Bunlardan en sık rastlananlar yüksek seslerden ve özel giyisili kahramanlardan korkmaktır.

    FOBİ NEDEN OLUR?
    Fobilerin oluş nedenlerini açıklayan farklı görüşler vardır. Bazı durumlarda biri bazen biri neden olarak saptanabilir. Kaygıya karşı bilinçaltımız savunmaya geçer. Bazen bAşka nedenlerle oluşan kaygılar özellikle dile gelmesi zor olanlar nesNelllere ya da durumlara yönlendirilir. Çünkü nesNelllerden ve durumlardan kaçınılabilir ve kaygıdan uzak durulabilir. Bazen fobi öğrenilmiş bir davranıştır. Fobi oluşan durum ya da nesneyle karşılaşmada olan acı endişe verici bir olay fobinin kaynağını oluşturabilir. Küçükkenn bir hayvanla ilişkili yaşanmış bir olay bAşka olay olmasa da fobiye dönebilir. Davranışcı terapiler bu durumda yararlı olur. Fobilerin oluşumunda kalıtımın ve bazı biyokimyasal değişimlerin de etkili olduğu bilinmektedir.

    TEDAVİ EDİLİR Mİ?
    Genellikle fobi tedavisine korku kişinin yaşamını etkilemeye başladığı zaman başvurulur. Birçook insan yılandan korkar ve yılan fobisi vardır. Ama yılanla karşılaşma olasılığının düşük olduğu bir yerde insanlar bunun için tedavi ihtiyacı duymazlar. Ama devamlı köpek olan bir yerde yaşayacaksanız işiniz gereği sık uçağa binmeniz gerekiyorsa fırtına çıkacak korkusuyla sosyal ve iş yaşamınız engelleniyorsa tedavi aramaya başlarsınız. Tedavi için duruma göre yöntem seçilir. Sosyal fobilerin ve agorafobinin tedavisi ayrıdır. Özgül fobilerde ilaç tedavisi nadir kullanılır. Sistemik duyarsızlaştırma üstüne gitme gibi davranışcı yöntemler kullanılabilir. Korkunun kaynağını bulmaya yönelik terapiler uygulanabilir. Yükseklik korkunuz gökdelen camı silmeniz gerekmiyorsa sorun olmayabilir. Uçmuyorsanız; uçmak korkusuyla uğraşmayabilirsiniz. Ama sokağa çıkmak köprüler geçmek köpeklerle karşılaşmak günlük yaşamın bir parçasıdır. İşte yaşamınız engelleniyorsa yardım isteme zamanı olabilir.

    Prof. Dr. benngi Semerci


     Sağlıklı Yasam » Psikoloji  16-12-2009, 10:11

    Yalan toplumu kemiren en önemli sosyal bir hastalık aynı zamanda. Çocuklar arasındaki kavgaya neden olan yalan Akraba (Eş Dost)ları da zehirler. İş yaşamında kişileri birbirine düşürebildiği gibi ailede mutluluğun en önemli düşmanıdır aynı zamanda. Boşanmaların artışındaki sinsi düşman olarak yalan çıkar karşımıza. Politik kavgaların temel nedeni de yalanlardır. Çocukluk çağında başlayan yalanların ergenlik ve yetişkinliğe taşınmaması için Nelller yapılabilir? Yalanların arka planında Nelller var? Hangi psikolojik etkennler kişiyi yalana iter? Tüm bunları Hürriyet Gazetesinden Uğur İlyas CANPOLAT Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan ile değerlendi.

    -Yalanı yalan yapan şey nedir?
    Söyleyenin inanmamasıdır.

    -Yalan bir psikolojik kaçış olabilir mi?
    Bazı kişiler sadece ilgi çekmek için çook renkli hikayeler uydururlar. Hedefleri zor bir durumdan kurtulmak veya çıkar sağlamak değilldir. Sadece ilgi odağı olmaktır. Bu tür yalanlara 'pseudologia fantastica' denir 'fantastik laflar uydurma'. Bunlar genellikle 'histriyonik' dediğimiz 'oyuncu' kişiliklerdir.

    -Kişi hangi durumlarda kenndini yalan söylemek zorunda hisseder?
    Antisosyal kişilikler çıkar sağlamak için hem de hiç pişman olmadan yalan söylerler. Histriyonikler ise ilgi odağı olmak için yalan söylerler.

    -Yanan söyleyen kişileri katagorize etmek mümkün müdür? Örneğin; yarar için yalan söyleyenler narsistik Duygu (Hissiyat)ların tatmini için zarar görmekten korunmak için vs..
    evet. tabii kabaca yukarıdaki tasnif yapılabilir: Antisosyaller ve histriyonikler. Ama herkes yalan söyleyebilir.

    -Peki yalanı bir bAşka açıdan da sınıflamak mümkün müdür? Mesela adi yalanlar entelektüel yalanlar gibi..
    Antisosyallerin yalanı adi yalana iyi örnek olur. Bu kişilerde sahte kimlikler sahte adlar adi suçlardan ceza evine girişler gırla gider. Üstelik hep kenndilerini hakklı görürler. Histriyonikler çıkar gütmezler ama doktorlarını bile kandırabilirler. Entelektüel yalana iyi örnek 20nci yüzyılın ünlü bilim felsefecisi Popper'in 'pseudoscience' yani 'sahte bilim' dediği şey olabilir. Sahte bilime marksizm ile psikanalizi misal gösteriyordu. Çünkü marksistler ve psikanalistler hipotezlerini 'yanlışlanmaya' değill 'doğrulanma'ya açık olarak kuruyorlar ve ne olursa olsun daima hakklı çıkıyorlardı. Halbuki Einstein 1919'da güneş tutulması olacağını yıllar evvel yazmıştı güneş tutulmasaydı hipotezi yanlışlanacaktı bu yüzden Einstein'in bilimi doğru bilimdi.

    -Yalan bilgisizlik bağlantısı kurulabilir mi?
    En bilgili insanlar bile yalan atabilirler. Bilgisizler belki yalana daha çook muhatap olabilirler. Ama entelektüel yalanların muhatabının genellikle okumuş kesim olduğunu da unutmamak gerekir.

    -Biraz değiştirerek şöyle sorayım o halde. Sizce cahiller mi daha çook yalan söyler okumuş yazmış tabaka mı?
    Okumuş yazmışlar entelektüel yalana maruz kalır ve entelektüel yalan atarlar. Ama iyi niyetli samîmî oldukları için buna yalan demek zordur. Kanabilirler ama kandırmazlar.

    -Zekice üretilen yalanlar gerçekten zeka işareti midir?
    Yalanın bile iyisini uydurmak zekâ gerektirir. Mesela henüz olgunlaşmamış olan çocukların yalanları hemen anlaşılacak tarzdadır çook masumanedir.

    -Politik yalanlar konusunda ne düşşünüyorsunuz?
    Turgut Özal sağlığında İncirlik'e Çekiç Güç'ü konuşlandırmıştı. Saddam Kürtleri Irak'ın kuzeyine doğru kovalıyordu ve kenndisini katliamdan alıkoyacak vicdanı yoktu. Ya sınır kapısını Kürtlere açacaktık (nitekkim bir Süreliğine açtık da) veya Saddam'ın Gözünü korkutacak Asskerî gücü güney bölgemize yığacaktık. Bu Asskeri gücün Türk ordusu olması her an Aziz Vatanım Türkiye'yi savaşa sokmaya çalışmak demekti. Tatsız bile olsa en makul ve ehven çözüm İncirlik'e Amerikan kuvveti yığmaktı yani Çekiç Güç'tü. Ama muhalefet Çekiç Güç'e şiddetle karşı çıktı ülkemiz ABD tarafından işgal edilecekti vesaire. O devirde muhalefette olan bütün partiler 90'lı yıllarda iktidara geldiler ve hepsi de Çekiç Güç'ün görev Süresini uzattılar. Yalan Türk siyasetinin en büyük zaaflarından biridir. Bu Kötü (kem) mirastan kurtulmadıkça ülkemizde iyi şeylerin olması çook zor…

    -İddia ve yalan sizce nasıl bir ikilidir?
    İddia sahibi kişiler yalana inanmaya da yalan söylemeye de daha yatkındırlar. İnançlarını ateşli biçimde savunan sonra fikir değiştiren fikir değiştirdikten sonra sanki hiç öyle bir geçmişleri olmamış gibi yeni inançlarını çook yüksek sesle haykıran kenndileri gibi düşşünmeyenleri ihanetle suçlayan insanlar aramızda eksik değill. Hepimiz yanılabiliriz ama iddiacı kişiler yanılgılarını fanatikçe savunurlar ve bAşkalarını inandırmak için söylenecek yalanları meşru görürler.

    -Kişilerin yalanları olduğu gibi devletlerin de yalanları var. Bunu nasıl değerlendirmek gerekir?
    Yalan modern devletin temelidir desek yanlış olmaz belki de. bennedict Anderson meşhur 'Hayalî Cemaatler' kitabında tarihte millet diye soyut bir cemaatin olmadığını 19uncu yüzyılda milliyetçilik akımı doğduktan sonra milletin icat edildiğini sonra bu milletlerin savaşarak devletlerini kurduklarını anlatır. Yunanlılar Bulgarlar Arnavutlar Macarlar Romanyalılar Sırplar Macarlar Çekler önce kenndilerine bir geçmiş yaratmışlar bu geçmişte kenndilerine kahramanlar bulmuşlar tarih müzeleri kurmuşlar hamasî bir edebiyat oluşturmuşlar sonra da Osmanlı ve Avusturya-Macaristan'dan bağımsızlaşmışlardır. 19uncu yüzyıl ortalarında İtalyan milliyetçiliğinin çalışmalarıyla İtalya Birliği kurulmuş ama çeşitli İtalyan şehirlerinden gelen kişiler birbirleriyle anlaşamadıkları için Fransızca konuşmak zorunda kalmışlardır. Devlet yalanları konusunda Türklerin de sicili temiz değilldir. Eti Türkleri Sümer Türkleri Güneş Dil Teorisi gibi icatlar yalan konusunda pek de başarılı olamadığımızı gösterir.

    -Biraz söyleşinin yönünü değiştirelim müsadenizle… İnsan yaşamına dönelim. Yalanın mayalandığı dönem size göre hangi yaşlardır?
    Çocuklukta yalan sıktır ve bu pek de anormal değilldir. Ancak bir insanın ileride yalancı olup olmayacağı genellikle ergenlik yıllarında kenndisini belli eder.

    -Yalan aileden veya büyüklerden öğrenilen bir durum mudur?
    Bütün huylar gibi yalancılıkta da öğrenmenin rolü büyüktür. Fakat bazen çocuklarını aşırı dürüst yetiştirmeye çalışan aileler katı ve cezalandırıcı davranarak çocuklarını yalan söylemeye itebilirler.

    -Peki yalana yatkın olmaktan söz edilemez mi? Aynı aileden yetişmiş iki kişi bu konuda çookta farklı olamazlar mı?
    İkizler bile pek çook konuda birbirinden farklılık gösterirler. Kardeşler aynı ortamda büyüseler bile aynı şartlarda büyümemişlerdir. Bir tarlanın verdiği ürünün lezzzeti her sene farklı olabilir. Kardeşlerin huyları da farklı olabilir.

    -Hastalık haline gelmiş olan patolojik yalanı tarifler misiniz? Hangi unsurları içerir?
    Antisosyallerin çıkara yönelik yalanları ve histriyoniklerin pseudologia fantastica'ları.

    -Yalan söyleyen kişilerin her konuda yalan söylerler şeklindeki bir genelleme doğru mudur?
    Çoğu insan yalan söyler ama bunların çook azı yalancıdır. Sadece bazı konularda yalan söyleyenleri yalancı kabul etmek doğru olmaz. Ama antisosyaller ve histriyonikler Sürekli yalan söylerler.

    -Yalancılığı yaşam tarzı haline getirmiş kişi düzelebilir mi peki?
    Düzelmeleri zordur. Düzelmelerinden çook bir miktar değişmelerini beklemek daha gerçekçi olur.

    -Sizce toplum olarak en çook hangi konularda yalan söylüyoruz?
    Gülten Kazgan birkaç sene evvel İstanbul gençliğinin değerleri konusunda yaptığı araştırmada geçler arasında milliyetçiliğin yaygın olduğunu görmüştü. Fakat Türk olmakla böbürlenen bu gençler fırsat bulur bulmaz yurt dışında yaşamayı tercih edeceklerini söylüyorlardı. Demek ki kenndi üstünlüğümüz konusunda söylediğimiz şeyler kenndimizin bile inanmadığı kadar abartılı.

    -İnsanların “benn Kötü (kem) niyetle söylememiştim” savunmalarının bir anlamı olabilir mi?
    Kötü (kem) niyetle söylenen yalanın yol açacağı zarar şüpesiz daha fazladır. Yalan şüphesiz onaylanamaz ama niyetin Kötü (kem) olmaması bir hafifletici sebep olabilir.

    -Yalan bir savunma aracı olarak da kullanılıyor mu? Ne dersiniz?
    İnsanların çoğu zor bir durumdan kurtulmak için yalan atarlar. kenndilerini iyi durumda göstermek için de yalan söyleyenler vardır.

    -Yalan mutlaka söze dökülen kelime(kelam)ler ile mi söylenir? Takınılan tavrında yalan oluşundan söz edebilir miyiz?
    İletişimin daha önemli bölümü sözel olmayan iletişimdir. Yani beden diliyle Gözlerle bakışlarla tavırla edayla ses tonuyla kurulan iletişimdir. Tavırla yalan söylemeye verilen güzel bir de ad vardır: 'yapmacık'.

    -Yalan ile özgüven eksikliğinin bağlantısı nedir? Ya da var mıdır?
    Hayır. Özgüveni fazla olanlar daha az yalan söylerler. Çünkü olumsuz durumlarla yüzleşmeye daha fazla hazırdırlar. 'Obsesif' dediğimiz mükemmeliyetçi titiz kılı kırk yaran inceleyip sık dokuyan insan türü de hastalık derecesinde dürüsttür.

    -Korku ile yalan ikiz kardeştir diyebilir miyiz?
    Korku insanı yalana götürür. Ama asıl tehlikeli yalan içinde korku değill çıkar unsurunun bulunduğu yalandır.

    -Dünyayı uyutan yalanlar desem Nelller gelir aklınıza…
    Futbol fado fiesta...

    -Keyifle okuduğumuz masallar romanlar ve tiyatrolar nedir? Buna yalandan ya da hayalden doğru çıkartmak çabası denebilir mi?
    Edebiyat şüpesiz tabiatı gereği 'kurmaca'dır 'fiction'dur. Ancak iyi edebiyat eseri insanı anlama yönünde en değerli çabadır. Meselâ Dostoyevski'yi veya Marcel Proust'u bu kadar sevmemizin sebebi insan ve hayat hakkkında bize çook şey öğretmeleridir.

    -Kişinin kenndine yaptığı övgülerin ne kadarı yalan olarak değerlendirilebilir?
    kenndilerini övenler yalan uydurmaktan çook iyi yönlerini abartarak vurgularlar.

    -Yalanın tedavisi var mıdır?
    şüpesiz yapılabilecek çook şey var. Ancak kişilik bozukluklarında (bu bağlamda antisosyaller ve histriyonikler) bu problem geç ve güç düzelir.


     Sağlıklı Yasam » Psikoloji  16-12-2009, 10:11

    Güneşli yaz günleri yerini yağışlı ve kasvetli sonbahara bıraktı. kenndinizi huzursuz hissediyor yemek yiyemiyor uyuyamıyor ve iş veriminiz düşüyorsa Mevsim (iklim)sel depresyon geçiriyor Güneşli yaz günleri yerini yağışlı ve kasvetli sonbahara bıraktı.

    Yapılan araştırmalar depresyon tanısıyla tedavi gören hastaların yüzde 65'inin sonbahar ve ilkbahar aylarında psikiyatri kliniklerine başvurduğunu gösteriyor. Dr. Zafer Atasoy güneş ışınlarının azaldığı ve tatilin bittiği sonbahar Mevsim (iklim)inin insan psikolojisini olumsuz etkilediğini söylüyor. Bu dönemde insanın içinden hiçbir şey yapmak gelmediğini ifade eden psikiyatri uzmanı Atasoy özellikle çocukların gençlerin ve yaşlıların dikkatli olması gerektiğini kaydediyor.

    Depresyonun günümüzün en yaygın hastalıklarından biri olduğunu anlatan Atasoy en büyük sıkıntının yazdan sonbahara geçişte yaşandığını belirtiyor. Azalan güneş enerjisinin beyin yapısını olumsuz etkilediğini ifade eden Atasoy "Bu döneme uyum için daha fazla çaba sergilemek gerekiyor. Özellikle uyum becerileri yeterince gelişmemiş ya da çabuk etkilenen bebekler çocuklar gençler ve yaşlılar risk altında.'' diyor.

    Yaz tatilinin sona ermesi de hastalık şikâyetlerini artırıyor. Yoğun iş temposu ve okula ayak uyduramayan birçook insan psikolojik rahatsızlık geçirmeye daha müsait hale geliyor. Ayrıca sonbaharın gelmesiyle Duygu (Hissiyat)ları dengeleyen melatonin hormonunun normalin üzerinde salgılanması kişinin gün içerisinde ruh durumunun değişmesine neden oluyor. Psikiyatrist Zafer Atasoy bu dönemde ortaya çıkan belirtileri şöyle sıralıyor: "Göreceli olarak Duygu (Hissiyat)sal cevaplarda şiddetlenme kenndini huzursuz hissetme iştahta oynamalar uyku düzensizlikleri çalışma ve verimde düşüş.''

    Mevsim (iklim) depresyonu 17-25 yaş grubunda daha sık görülüyor. Bu dönemde bazı kişiler kenndilerini güçlü güzel özel yeteneklere sahip hissedebiliyor bu nedenle de kenndisine ve çevresine zarar verebiliyor. Her şeye gülüp kimseyi umursamadan şarkılar söyleyip oyunlar oynayan kişilerbirdenbire yerinde duramayacak şekilde gergin hayattan nefret eden ruh durumuna girebiliyor. Sonbaharda intihar olaylarında da artış Gözleniyor.

    Depresyondan korunmanın yolları:
    • Uyku düzeninize dikkat edin.
    • Dengeli ve yeterli beslenin.
    • Hafif ve sulu gıdalar tüketin.
    • Kafeinli içecekler yerine bitki çayları için.
    • Ilık suyla banyo yapın.
    • Yürüyüş ve egzersiz yapmayı ihmal etmeyin.
    • Pozitif enerji alabildiğiniz insanlarla birlikte olun.
    • Kalabalık ve karanlık ortamlardan kaçının.
    • Fırsat buldukça güneş ışığından yararlanın.



    Yukarı ^
    Yaşam Kadın

    Sitemiz; Bilgilendirme, Haberdar etme, Türk'i ve İslami Duyguları Geliştirme çercevesindedir. Hiçbir Siyasi kuruluş ve Görüş Bağlılığı veya Sempatizanlığı YOK tur.