Googlede Ara.

Özel Arama





Haberler_______________. __
  • Spor
  • Ekonomi

  • Teknoloji____________._____
  • Programlar
  • Msn
  • Msn avatar

  • English___________________
  • news
  • PhotoShop
  • BBC News
  • Word

  • Sizden Gelenler_______.____
  • Şiirleriniz
  • Yazılarınız
  • El Emekleriniz
  • Yemek Tarifleriniz
  • Ahmet Zengin
  • En Çok Okunanlar _________
    » Gidiyorum.
    » Hakan Altun - Gönül Yarası
    » Mantarlı Tavuk Sote
    » Black Bean Salad
    » En Güzel 2009 2010 Manzara Resimleri
    » NATO: Afganistan\'dan kesin çekilme tarihi yok
    » Sadece 11 ilden hiç kimse çıkmadı
    » Kıvanç Tatlıtuğ Saç modelleri
    » Bebe Bisküvili Pasta Tarifi
    » süperLer:))
    » Sucuklu Pizza
    » 21:50 Galatasaray Graz'da, futboluyla taraftarı ı ...
    » Okey nasıl oynanır ve kuralları (resimli anlatım)
    » Karnabahar Salata
    » Vali Kara, Karslılar'a Sağduyulu Davranışlarından ...
    » Evlilik Sorunları
    » Hastalıklara karşı akıllı beslenme
    » Meçhul Sanıklar - Bir Şafakta Bin Feryat
    » 17:40 Elektrik sistemlerinin entegrasyonu için imz ...
    » Türkiye sokağa döküldü
    » Peygamber Efendimizin soyu (Pak soyları)
    » sucuklu yumurta

    Son eklenenler
    » Hakan Altun - Gönül Yarası
    » Gidiyorum.
    » Ayazda iki yürek
    » Körebeyim ..Suçüstü yumdum Gözümü..
    » Bak Yine Seni dusunuyorum .!
    » Süper İmzalar
    » Karamsar AvatarLar..
    » Süper Lig\'de kim kimi aldı?
    » Derinliklerdeki Cennet / Port Sudan Kıyıları
    » Drita Hotel - Alanya
    » Club Mermaid Village - Antalya
    » Corinthia Excelsior Hotel - Side
    » Bebeğiniz ne zaman uyumak ister?
    » Hamileler için kahve uyarısı
    » Bebeğinizi büyütürken...
    » Bebeğinizin gözlerine bakın
    » Eviniz çocuklar için emniyetli mi?
    » Çocuklar gülümsemeden anlar
    » Zeki bir bebek
    » Çocukları kazalardan önlem alarak koruyun


    Etiket: ahmet ugur, bursa, dle, durumda, durumlarda, elmalar, erkek, gideceğim, gidiyorum, görülen, hangi çiçek yağı geçleştirir, ideal kilo, ilişkide, insanlar, isaac newton, kadının, kendini, komedi, komik resimler, komik çocuk resmi, komik çocuklar, konya ahmet ugur, kızlık, mechul, mikrafon kulağında, nar çiçeği nedir, nar çiçeği yağı, nasıl zayıflarım, neden obez olurum, newton ilkesi, obeziteler, olması, quotilk, sahib, softnull, yağ eritmek, yeni komik resim, zayıflamak, zayıflamak istiyorum, çiçekler gençt tutar

    Tüm etiketler

    Link Değişim

     İslam » Peygamberimiz ve Hadisler  4-01-2010, 11:17

    CÜBBELİ AHMET HOCA (AHMET MAHMUT ÜNLÜ) HOCA EFENDİ DEN SOHBET DERLEMESİ
    1.KERBELA VAKASI
    2.NEHREVAN VAKASI
    3.CEMEL VAKASI
    4.KIYAMET ALAMETLERİ
    5.SORU-CEVAP
    6.CAFERİLİK
    7.YAŞ FARKI EVLİLİĞE MANİ MİDİR?
    8.MAKTUBAT DERSLERİ
    9.ÖLMÜŞ BİRİNİN NAMAZ BORCU ÖDENİR Mİ?
    10.TÜP BEBEK KONUSU
    11.Alınan HaberTürk RÖPORTAJ
    12.KARI KOCA İLİŞKİLERİNDE SINIR VAR MIDIR?
    13.TERSTEN İLİŞKİ CAİZ MİDİR?
    14.NAMAZDA HUŞU
    Sohbetlerden birkaç Ressim
    http://img707.imageshack.us/img707/8...hdflv00.th.jpg http://img269.imageshack.us/img269/5...dflv001.th.jpg
    http://img69.imageshack.us/img69/707...rindesi.th.jpg
    http://img69.imageshack.us/img69/129...0010637.th.jpg
    Güncel hayatta karşımıza çıkan dini meseleler hakkkında fetvalar...Ayet ve Hadislere çook hakkim bir hoca olan Cübbeli Ahmet Hoca efendiden sohbet derlemesi..
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    RapidShare: 1-CLICK Web hosting - Easy Filehosting
    şifre yoktur..



     İslam » Peygamberimiz ve Hadisler  4-01-2010, 11:17

    1

    اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

    (Allah (c.c) Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ RasûlAllah (c.c)?” diye sorduk. O da; “Allah (c.c)’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

    Müslim, İmân, 95.

    2

    اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

    İslâm, güzel ahlâktır.

    kennzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

    3

    مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

    İnsanlara merhamet etmeyene Allah (c.c) merhamet etmez.

    Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

    4

    يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

    Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

    5

    إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

    إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

    İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

    Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

    6

    اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

    Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

    Tirmizî, İlm, 14.

    7
    لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ


    Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

    Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

    8
    اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا


    وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

    Nerede olursan ol Allah (c.c)’a karşı gelmekten sakın; yaptığın Kötü (kem)lüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

    Tirmizî, Birr, 55.

    9

    إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

    Allah (c.c), sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

    Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakkî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

    10

    اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

    İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illAllah (c.c) (Allah (c.c)’tan bAşka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

    Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

    11

    مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

    Kim Kötü (kem) ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalbenn karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

    Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

    12
    عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ


    بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

    İki Göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah (c.c) korkusundan ağlayan Göz, bir de gecesini Allah (c.c) yolunda, nöbet tutarak geçiren Göz.

    Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

    13

    لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

    Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

    İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

    14

    لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

    Hiçbiriniz kenndisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

    Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

    15

    اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

    Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah (c.c) da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah (c.c) da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah (c.c) da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.

    Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

    16

    لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

    İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

    Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

    17

    اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

    Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

    Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

    18

    لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

    وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

    Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah (c.c)’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması hellal olmaz.

    Buhârî, Edeb, 57, 58.

    19
    إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا


    Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah (c.c) katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık Kötü (kem)ye götürür. Kötü (kem)lük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah (c.c) katında kezzâb (çook yalancı) diye yazılır.

    Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

    20

    لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

    (Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

    Tirmizî, Birr, 58.

    21
    تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ


    (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip Kötü (kem)lükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, dikenn, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

    Tirmizî, Birr, 36.

    22

    إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

    Allah (c.c) sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

    Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

    Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

    23

    رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

    Allah (c.c)’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

    Allah (c.c)’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

    Tirmizî, Birr, 3.

    24

    ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

    دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

    Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

    Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.

    İbn Mâce, Dua, 11.

    25

    مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

    Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

    hediye veremez.

    Tirmizî, Birr, 33.

    26

    خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

    Sizin en hayırlılarınız, Hanım()larına karşı en iyi davrananlarınızdır.

    Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

    27

    لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

    Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

    göstermeyen bizden değilldir.

    Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

    28

    كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

    Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kenndisine ve gerekse bAşkasına ait herhangi bir yetimi görüp Gözetmeyi üzerine alan kimse ile benn, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

    Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

    29

    اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

    (İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar Nelllerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah (c.c)’a şirk koşmak, sihir, Allah (c.c)’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

    Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

    30

    مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

    Allah (c.c)’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah (c.c)’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah (c.c)’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

    Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

    31

    مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

    Cebrâil bana komşu hakkkında o kadar çook tavsiyede bulundu ki;

    benn (Allah (c.c) Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannnettim.

    Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

    32

    اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

    أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

    Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah (c.c) yolunda cihad eden

    veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

    geçiren kimse gibidir.

    Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

    Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

    33

    كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

    Her insan hata eder.

    Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

    Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

    34

    عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

    Mü’minin bAşka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

    Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

    35

    مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

    Bizi aldatan bizden değilldir.

    Müslim, Îmân, 164.

    36

    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

    Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)

    cennete giremezler.

    Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

    37

    أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

    İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

    İbn Mâce, Ruhûn, 4.

    38

    مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

    طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

    Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

    Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

    39

    إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

    وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

    İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

    Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

    40

    اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

    Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazann orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

    Tirmizî, Cum’a, 80


     İslam » Peygamberimiz ve Hadisler  4-01-2010, 11:17

    O, Ayrı Buudların İnsanıdır-F.Gulen

    Günümüzün zavallı insanı, nice değer ölçülerini kaybettiği gibi, peygamberlere ve özellikle de peygamberler Sulltanı HZ. MuhammeD (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) Aleyhisselâm'a karşı, bakışı, tavrı, düşşüncesi de tamamen alt-üst olmuş durumda. Oysaki O'nu, herhangi bir insan gibi beşerî kriterlerle değerlendirmemiz kat'iyen doğru değilldir. Hatta mümkün de değilldir. Zira O, yeryüzünü yeniden dizayn etmek ve insanlığa yeni ufuklar açmak üzere müstesna bir ruh ve müstesna kabiliyetlerle donatılarak gönderilmiş bir insandır.. ve O'nu takdir bizim kriterlerimizi aşar. Bu itibarla, kim ne anlatırsa anlatsın O'nu tam anlatmış olamaz. O'nu en iyi anlayanlardan biri olan Hassan b. Sabit'in:
    وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّداً بِمَقَالَتِي وَلَكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَتِي بِمُحَمَّدٍ
    "benn sözlerimle Muhammed'i (sallallâhu aleyhi ve sellem) övmedim. Fakat O'nunla sözlerimi methettim."[1] dediği gibi, bütün güzel sözlere güzellik kazanndıran, o sözler içindeki O'nun yâd-ı cemîlidir. Yoksa bizim ifadelerimizin O'na kazanndıracağı hiçbir şey yoktur. Küçük tasarruflarla aynı sözü Ebû Temmâm da[2] kullanır.. asrın büyük mütefekkiri de Kur'ân için aynı sözleri söyler:
    وَمَا مَدَحْتُ الْقُرْآنَ بِكَلِمَاتِي وَلَكِنْ مَدَحْتُ كَلِمَاتِي بِالْقُرْآنِ[3]
    Bütün bunlar bir ölçüde aynı Duygu (Hissiyat) ve aynı düşşünceyi paylaşmanın neticesidir. Hepsi de illhamlarını aynı kaynaktan almış ve aynı şeyleri, ayrı ibarelerle söylemiş kimselerdir; bazısının mücmel bıraktığını diğeri tafsil edip açıklamış; bazısı daha şairâne gitmiş ama hep aynı mihver etrafında dönüp durmuşlardır. Aynı şekilde bizler de, her yönüyle tahdis-i nimet olan, O'na ümmet olmanın ayrıcalığını yaşıyor ve coşkunluğumuzu haykırıyoruz: Rabbimiz'e ne kadar hamd ve şükretsek azdır ki, bizleri en büyük bir nimetle serfiraz kılmış ve HZ. MuhammeD (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) Mustafa'ya (sallallâhu aleyhi ve sellem) ümmet eylemiştir. Bu bir fazl-ı ilâhîdir. O fazlını istediğine ve istediği ölçüde verir. Ancak bize verdiği, hiçbir ölçü ve tartıya gelmeyecek kadar enginnDir. evet. bAşkalarına göre bize bahşedilen, sahili olmayan bir ihsan denizidir...
    Ancak, meselenin bir de diğer yönü var ki, sormadan edemeyeceğim: Acaba O Sulltan'a lâyık bir gönül tahtına sahip miyiz? Sulltan tahtında ârâm etmekte midir? Gönüllerimiz her an O'na açık mıdır? Otururkenn, kalkarkenn, yerkenn, içerkenn ve bütün hareketlerimizde HZ. MuhammeD (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) Aleyhisselâm'ın mülâhazası kalb ve aklımıza hâkim midir?. ve hayatımız bütünüyle O'nun çizgisinde midir?..
    Eğer cevabımız müsbet ise, işte o zaman, turnayı Gözünden vurduk demektir. Artık rüya ve hülyalarımızı, hep O'nun güzel yüzlü nur cemali süslüyor ve dolayısıyla da bizler Muhammedî bir cemaat hâline gelmişiz demektir. Ahlâkenn O'nun ahlâkıyla ahlâklanan, hayatının her safhasını Muhammedî edep ile süsleyen bir cemaat ise, yeryüzünün denge unsurudur. Kanaatim odur ki, henüz bu dengeyi bulamayışımızın bir tek sebebi vardır; o da Muhammedî ruhta istenen seviyeye ulaşamayışımızdır.
    O, Allah (c.c)'ın hususî olarak yarattığı ısmarlama bir insandır. Bir insan olarak aramıza katılışı bizler için en büyük bahtiyarlıktır. Çünkü Cennetler bile O'nun teşrifiyle şeref kazannmıştır ve şeref kazannacaktır. Bu itibarla, insanımıza O'nu, hem de kenndi kametine uygun anlatabilmek bizim için en büyük vazifedir. Zira insanlık O Sulltanı anladığında ve O'na tâbi olduğunda hakkikî insanlığa erecektir. benn de buna niyetlendim. Ancak bu meydanın eri, bu hutbennin hatibi olmadığımı ta baştan itiraf ettim. Şu kadar var ki, O'nun anlaşılmasına çalışmam tek arzum.. ve işte, bütün hünerim de bu mevzudaki samimiyetimdir...
    Uzun Süre kenndimi kapısında bir "kıtmîr" olarak düşşünmüş, öyle teselli bulmuştum. Fakat gün geçtikçe ümidimi de kısmen kaybettim. Sonra kenndime şöyle dedim: Keşke bir insan olarak yaratılacağıma, O'nun mübarek vücudunun bir yerinde bir kıl olarak yaratılsaydım. evet., Cenâb-ı hakkk'ın böyle hususî lütuflarına mazhar bir insana bu kadar yakın olabilseydim.. hep böyle düşşündüm durdum. Ancak, böyle bir mazhariyete de liyakatim olmadığını O'nu tanıdıkça daha iyi anladım. Şimdi bütün arzum ve isteğim sadece O'nun ümmeti içinde bulunabilmekten ibarettir. Zira ümidim odur ki, Cenâb‑ı hakk, böyle bir cemaat arasında bulunanı O'nun şefaatinden mahrum etmeyecek ve هُمُ الْقَوْمُ لاَ يَشْقَى بِهِمْ جَلِيسُهُمْ "Onlar öyle bir topluluk ki, onlarla beraber olan asla mahrum kalmaz"[4] diyecek ve benni de o topluma dahil edecektir.
    evet., buna rağmen O Muallâ Zât'ı anlatmaya niyetlendim. Neslimin gönlüne O'na ait sevgi ateşini tutuşturacak bir kıvılcım atabilmek bütün gayretim. Ne diyeyim?. benn de hacca niyetlenen Kadınnca gibi derim!. Zaten o yolda ölmek bütün emelim...
    O, apayrı buudların insanıdır. Bizlere düşen, kenndimizi O'nun çizgisine ve frekansına göre ayar etme gayretidir. Bu temin edildiğinde, arada açık ve şifreli konuşmalar başlar. Komutu bizzat Resûlullah verir. İdareyi O ele alır. O'nun idare edeceği bir cemaat ve cemiyetin keyfiyeti ise, melekleri gıptaya sevk edecek derecede ulvî, derin ve her türlü izah ve tasvirden vârestedir.
    Belki bazılarına bu dediklerimiz objektif gelmeyebilir. Ne gam; her gün üç-beş dırahşan çehreli genç mânen Resûlul­lah'tan bir kısım bişaretler aldıktan sonra!. Ve yine bazıları perdesiz, hicapsız, doğrudan doğruya hem de şehadet âleminde O'nunla münasebete geçtiğini söyledikten sonra!..
    O ruhaniyatıyla ve bazılarına göre de nuranîleşen cismaniyetiyle daima aramızdadır. İmam Suyûtî yetmişten fazla bizzat Allah (c.c) Resûlü'yle açıktan görüştüğünü söyler.[5] evet., O, bizim anladığımız mânâda ölmemiş; sadece buud değiştirmiştir. O'nun ölümünü herhangi bir insanın ölmesi gibi anlamak yanlış olur. Zira Kur'ân, peygamberlik makamının iki derece daha aşağısında bulunan şehitlik mertebesine erenlere dahi ölü denilmemesini söylemektedir.[6] Öyleyse, bizim anladığımız mânâda O'na "Öldü" demek nasıl mümkün olabilir!? evet., O'nun, sadece ayrı bir buuda geçtiğini söyleyebiliriz. Onun içinnDir ki, bakışı o buudlara ulaşabilen insanlar, O'nu orada bizzat görüp müşâhede edebilmektedirler...
    Beden ve cismaniyetin zindanından kurtulup, kalb ve ruhun hayat derecesine erenler, mazi ve istikbali aynı anda yaşayabilirler. İşte o buudun insanları, şu anda hem sizinle yan yana oturur, hem de Asr-ı Saadet'te Allah (c.c) Resûlü'yle diz dize bulunurlar. Ehlullahtan "ebdâl" denilen kimseler, aynı anda birçook yerde bulunabilmektedirler. Ya O Sulltanu'r-Rusül, niçin hem ahirette, hem dünyada, hem bizim önümüzde hem de meleklerin ve nebilerin önünde bulunmasın? Bulunuyor ve bulunacaktır da..!
    Bütün bu söylenenleri, bundan böyle anlatacaklarıma bir temel yapmak niyetindeyim. Peygamberlere ve Peygamberimiz'e bakarkenn, bakış zaviyesi ve niyet çook önemlidir. Enbiyâ-i izâm bir yana, evliyâ, asfiyâ, ebrâr ve mukarrabînin sezilip anlaşılması dahi hususî bir ruh safveti ve gönül berraklığı isterse, peygamberler nasıl cismaniyetin sisli-dumanlı ikliminde idrak edilip anlaşılabilir ki?..
    Öyle ise, onları anlamaya çalışırkenn, bütün letâifimizle teveccüh edip dikkat kesilmemiz icap edecektir. Hele bakılıp anlaşılmak istenen HZ. MuhammeD (Sallalahü Aleyhi ve Sellem) Aleyhisselâm'ın şahsiyeti ise, bu dikkat birkaç kere daha artırılmalıdır. Ne var ki, yine de herkes kenndi kalb Gözünün bakış gücüne göre bir şeyler görüp sezecek.. ve O'nu bütünüyle hiç kimse tam mânâsıyla kavrayamayacaktır. evet.:
    وَكَيْفَ يُدْرِكُ حَقِيقَتَهُ قَوْمٌ نِيَامٌ تَسَلَّوْا عَنْهُ بِالْحُلُمِ
    "Ömürlerini rüyalarla teselli olmakla geçiren uykudaki insanlar
    O'nun hakkikatini nasıl idrak edebilirler ki?!" (Bûsîrî)

    [1] Ziyaeddin el-Mevsılî, el-Meselü's-sâir, 2/357; Kalkaşandî, Subhu'l-A'şâ, 2/321.
    [2] Ziyaeddin el-Mevsılî, el-Meselü's-sâir, 2/357; Kalkaşandî, Subhu'l-A'şâ, 2/321.
    [3] "Kur'ân'ın hakkâik-i i'cazını benn güzelleştiremedim, güzel gösteremedim; belki Kur'ân'ın güzel hakkikatleri bennim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi." (Bediüzzaman, Mektubat, 28. Mektup, 7. Mesele, 4. Sebep)
    [4] Müslim, zikr 25; Tirmizî, daavât 129.
    [5] Nebhânî, el-Fethu'l-kebîr, 1/7; Câmiu kerâmâti'l-evliyâ, 2/158.
    [6] وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَكِنْ لاَ تَشْعُرُونَ "Allah (c.c) yolunda öldürülenler hakkkında «ölü» demeyin. Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında değillsiniz." (Bakara sûresi, 2/154). وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ "Allah (c.c) yolunda öldürülenleri sakın ölü zannnetme! Bilakis onlar hayatta olup, Rabbilerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar." (Âl-i İmrân sûresi, 3/169)



    Yukarı ^
    Yaşam Kadın

    Sitemiz; Bilgilendirme, Haberdar etme, Türk'i ve İslami Duyguları Geliştirme çercevesindedir. Hiçbir Siyasi kuruluş ve Görüş Bağlılığı veya Sempatizanlığı YOK tur.