Googlede Ara.

Özel Arama





Haberler_______________. __
  • Spor
  • Ekonomi

  • Teknoloji____________._____
  • Programlar
  • Msn
  • Msn avatar

  • English___________________
  • news
  • PhotoShop
  • BBC News
  • Word

  • Sizden Gelenler_______.____
  • Şiirleriniz
  • Yazılarınız
  • El Emekleriniz
  • Yemek Tarifleriniz
  • Ahmet Zengin
  • En Çok Okunanlar _________
    » Gidiyorum.
    » Hakan Altun - Gönül Yarası
    » tel şehriyeli, nohutlu, yoğurtlu çorba
    » makarna çorbası
    » Ayran çorbası
    » İznik'te göle karşı, nefisss "Tavuk Kapama"
    » Ovmaç Çorbası
    » Domates Soslu Yassı Spagetti
    » Adalet Hukukun Temelidir
    » Finansbank İmes Şubesi
    » Can Dediğin
    » Dünyanın En Genç Profesörü
    » Koton\'dan 2009-2010 çanta ve ayakkabı modelleri
    » Topshop Fırfırlı Etekler
    » Tırnaklarını 15 yıldır kesmiyor
    » Netbookları sevdik
    » Kağıttan ResimLer
    » Dünyanın en büyük bilgisayar merkezi
    » pic006.jpg
    » Yarbay\'ın intihar mektubu
    » TART KENDİNİ SEVDİREN (MUTLAKA DENEYİN!!)
    » Ahmedinejad, Danimarkaya gitti
    » Pişmanlık aşk sözleri
    » Kol Boregi
    » Sigara Böreği Tarifi

    Son eklenenler
    » Ayran çorbası
    » makarna çorbası
    » tel şehriyeli, nohutlu, yoğurtlu çorba
    » Hakan Altun - Gönül Yarası
    » Gidiyorum.
    » Ayazda iki yürek
    » Körebeyim ..Suçüstü yumdum Gözümü..
    » Bak Yine Seni dusunuyorum .!
    » Süper İmzalar
    » Karamsar AvatarLar..
    » Süper Lig\'de kim kimi aldı?
    » Derinliklerdeki Cennet / Port Sudan Kıyıları
    » Drita Hotel - Alanya
    » Club Mermaid Village - Antalya
    » Corinthia Excelsior Hotel - Side
    » Bebeğiniz ne zaman uyumak ister?
    » Hamileler için kahve uyarısı
    » Bebeğinizi büyütürken...
    » Bebeğinizin gözlerine bakın
    » Eviniz çocuklar için emniyetli mi?


    Etiket: ahmet ugur, bursa, dle, durumda, durumlarda, elmalar, erkek, gideceğim, gidiyorum, görülen, hangi çiçek yağı geçleştirir, ideal kilo, ilişkide, insanlar, isaac newton, kadının, kendini, komedi, komik resimler, komik çocuk resmi, komik çocuklar, konya ahmet ugur, kızlık, mechul, mikrafon kulağında, nar çiçeği nedir, nar çiçeği yağı, nasıl zayıflarım, neden obez olurum, newton ilkesi, obeziteler, olması, quotilk, sahib, softnull, yağ eritmek, yeni komik resim, zayıflamak, zayıflamak istiyorum, çiçekler gençt tutar

    Tüm etiketler

    Link Değişim

     İslam » Kısaslar  4-01-2010, 10:54

    Mekke'de Peygamberimizin (sav) ve dostlaları büyük zulüm gördüler. ışkennce ve acı öylesine yayıldı ki; Mekke'de nefes alamaz hale geldiler. Gün aşırı şehit veriliyordu. ışte o günlerin en büyük mazlumlarından birisi olan Habbab (ra) hali.

    Hz. Ömer dönemi.

    Hz. Ömer (ra) hilafeti döneminde ilk Müslümanlardan olan Habbab b.Eret'e (ra) bir gün sorar:

    -Allah (c.c) yolunda çektiğin işkennceleri bize biraz anlatır mısın, ey Habbab?

    Bunun üzerine Hz. Habbab (ra ) :

    -Ey Müminlerin Emiri, sırtıma bak, dedi.

    Onun sırtına bakan Hz. Ömer (ra ) :

    -Ömrümde böylesine harap edilmiş bir insan sırtı hiç görmemiştim, diyerek hayretini ifade eder.

    Bir yandan sırtını gösteren Habbab (ra) bir yandan da şöyle der:

    -Mekke'li müşrikler ateş yakarlar ve benni elbisesiz olarak üzerine yatırırlardı. Ateş ancak sırtımdan eriyen yağlarla sönerdi.

    Müşrikler ateşte kızdırdıkları taşları Hz. Habbab'ın sırtına yapıştırırlar ve işkenncenin şiddetinden etleri dökülürdü. Tüm akıl almaz bu işkenncelere katlanır yine de müşriklerin istediği sözleri söylemezdi.

    Onlar bütün bunlara rağmen dinlerinden bir gün bile dönmediler.

    Bir an bile tereddüt göstermediler.


     İslam » Kısaslar  4-01-2010, 10:54

    Cemâleddîn-i Aksarâyî hazretleri anlatır:

    Tâbiînden Hasan-ı Basrî hazretleri bir gün dergâhta otururkenn ihtiyar bir kadın gelir ve;

    -Efendi hazretleri, bennim bir kızım vardı öldü. Hasretine dayanamıyorum. Bana bir duâ öğret de rüyâmda görüp hasretimi gidereyim, der. Hasan-ı Basrî hazretleri gerekenni yaptıktan sonra kadın gider. Fakat kadın, ertesi gün Gözleri kan çanağı gibi olduğu hâlde ağlayarak tekrar dergâha gelir. Hasan-ı Basrî hazretleri kadına;

    -Niçin ağlıyorsun? diye sorunca kadın;

    -Kızımı rüyâda gördüm, ama üzerine katrandan bir elbise giydirmişler cayır cayır yanıyor, cevabını verir.

    Hasan-ı Basrî hazretleri ve yanında bulunanlar kenndi sonlarının nasıl olacağını düşşünerek ağlaşmaya başlarlar.

    Aradan bir müddet geçtikten sonra Hasan-ı Basrî hazretleri, rüyâsında kenndinin vefât ettiğini ve cennete girdiğini görür. Cennette gezerkenn muhteşem bir köşk ve önünde bir kadın görür.

    O kadına;
    -Yavrum sen hangi peygamberin Hanım()ı veya kızısın? diye sorar.

    Kadın;

    -Efendim benn, bir peygamberin Hanım()ı veya kızı değillim. Geçen gün size gelip de sizden rüyâsında kızını görmek isteyen kadının kızıyım, cevabını verir.

    Hasan-ı Basrî hazretleri;

    -Kızım annen senin Cehennemde yandığını söylemişti. Hâlbuki sen yüksek makamlardasın. Bu makâma nasıl ulaştın? diye sorar.

    Kadın;

    -Efendim biz kabir hayâtında beş yüz elli kişi azâb görüyorduk. Bir mümin kabristana gelip on bir İhlâs, on bir Felak, on bir Nâs sûresini okudu. Kabristanda yatan müminlerin ruhlarına bağışladı. Allah (c.c)ü teâlâ bize azâb eden meleğe; bennim âyetlerim ve adım hürmetine burada bulunan ve azâb görenleri affettim. Onlara azâb etmeyin ve birer makam verin& buyurdu. Onun için bu makâma geldim cevabını verir...

    Netice olarak, ölen yakınlarımızı seviyorsak, onları üzecek Kötü (kem) amellerden sakınmamız ve onlara dua etmemiz, sadaka vererek, hayır, hasenât yaparak imdatlarına koşmamız lazımdır...

    Alıntıdır


     İslam » Kısaslar  4-01-2010, 10:54

    İki kardeştiler. Biri köyde çobanlık yapmayı tercih ederek diyordu ki: Bu zamanda şehre gitmek, oranın günahlı hayatına karışmak çook Kötü (kem). İyisi mi, benn köyün çobanlığını yapayım, günahlardan uzak kalayım. Diğeri ise şehre gitti. Bir mahallede küçük bir tamir kulübesi açıp başladı ayakkabı tamirine. Çoban dağda koyunları, keçileri otlatıyor, hiçbir namazını kaçırmıyor, hiçbir şekilde de nâmahreme nazar etmiyordu. Bütün gün ormanın sessizliği içinde zikirle, fikirle, şükürle yaşayıp gidiyordu.

    Bu sebeple de manen bir hayli ilerledi, kerametlere mazhar oldu. düşşünüyordu ki, kardeşi şehirde bir sürü günah ve nâmahreme nazar ile manen sukût ediyor... Bir ara ona acıyarak ziyaretinde bulunmayı düşşündü. Otlattığı koyunlarından bir miktar süt sağıp bir bez torbaya doldurarak ağzını bağlayıp şehrin yolunu tuttu. Sora sora bir mahalledeki eskici kulübesinde kardeşini buldu.

    Torbadaki sütünü duvardaki bir çiviye asıp oturarak hal hatır sormaya başladı. Bu sırada bir Hanım() geldi, ayakkabısını çıKadınp topuğunu gösterdi. Kardeşi baktı. Tamir edebileceğini söyledi. Hanım() çıplak ayakla beklemeye başladı. Kadın az sonra ayakkabısını giyip giderkenn ormanda görmediğini gören çobanın zihnindeki temizlik de gitmeye yöneldi. İşte o sırada yukarıdan bir şeyler dökülmeye başladı. Başlarını kaldırıp yukarıya baktıklarında bunun süt damlası olduğunu anladılar. Meğer o anda torbadaki süt de damlamaya başlamış.

    Eskici kardeş şöyle bir baktı ve söylendi:

    - İnsanlardan kaçarak dağ başında veli olmak kolay şey. Bütün mesele işte bu insanların içinde veli olabilmekte. Anladın mı şimdi farkı?

    Çoban başını sallayarak cevap verdi:

    - Sen hakklısın şehirli kardeşim. Demek senin manen yükselmene mani bu gibi manzaralar. Bunun için düşüş var sende.

    Eskici cevap verdi:

    - Nereden bildin bennde düşüş olduğunu?

    - Baksana, bir anda düştüm senin yanında. Sen ise her gün bunlarla yüz yüze, Göz Gözesin. Düşmemen mümkün mü?

    Eskici cevap verdi:

    - İşte benn de onu Söylüyorrum sana. Asıl mesele bunların içinde kenndini muhafaza etmektedir. Rabb'ime şükürler olsun benn kenndimi şimdiye kadar muhafaza ettim, bundan sonra da muhafaza ederim, inşaAllah (c.c).

    Çoban buna itiraz etti.

    - benni bir anda makamımdan düşüren manzara seni her gün neden düşürmesin? Sen çooktan düşmüşsün de Alınan Haberin bile yok.

    Eskici buna bir cevap vermek istiyordu. Bunun için şehadet parmağını ağzına götürüp dilinin ucuyla ıslattıktan sonra doğruca torbanın süt akan yerine Bismillah diyerek bastırdı. Bir de baktılar ki, şıp şıp diye akan süt anında kesildi.

    Birbirlerine bakıştılar. Bir anlık sessizliği yine çobanın feryadı bozdu. Kucakladığı kardeşine şöyle diyordu:

    - Sen hakklıymışsın şehirli kardeşim! Asıl mesele, dağ başına kaçmak değill, insanlar içine girmek, onların arasında durumunu muhafaza etmekmiş.

    Siz ne dersiniz bu olaya? Dağ başına mı gitmeli, yoksa şehir içinde mi muhafaza olmalı?
    Kaynak: Ahmed Şahin, Zaman Gazetesi



    Yukarı ^
    Yaşam Kadın

    Sitemiz; Bilgilendirme, Haberdar etme, Türk'i ve İslami Duyguları Geliştirme çercevesindedir. Hiçbir Siyasi kuruluş ve Görüş Bağlılığı veya Sempatizanlığı YOK tur.